
YOGA & YAŞAMIN SANATI
Aslı Tamaç
“Beden, Duygu ve Sanat Yolculuğu”
Yoga matına çıktığınızda bir niyet koyun…
Bunu ilk kez Jivamukti Yoga’da öğrenmiştim. Matın üzerine adım attığınız anda zihninizi, bedeninizi ve
kalbinizi bir yöne davet edersiniz. Benim sık koyduğum niyetlerden biri şuydu: “Hareketleri rahatlıkla
yapabilmek.”
Aynı zamanda derslerim sırasında öğrencilerimden “Hocam bu harekette çok rahattım, galiba yanlış
yaptım!” cümlesi, yoga pratiğinin en ince ve en çok yanlış anlaşılan noktalarından birini daha çok
anlatmanın gerektiğini fark ettirdi.
Patanjali’nin metinlerinden ilki “Sthira Sukham Asanam” ifadesi, çoğu zaman sadece “Asana sağlam
ve rahat olmalıdır” diye çevrilir. Oysa bu cümlenin işaret ettiği deneyim çok daha derindir.
Gerçek bir asana şunları içerir:
♥ Bedende gereksiz çaba olmadan stabilite
♥ Sinir sisteminde rahatlama ve yumuşaklık
♥ Zihinde dirençsiz farkındalık
♥Nefeste akış ve sakinlik
Yani ne fazla sertlik ne de gevşeklik…Denge.
Yoga, kasları sıkmak ya da tamamen bırakmak değildir. Yoga, canlı bir denge halidir. İçinde uyanık
olduğunuz, hissettiğiniz, nefes aldığınız ve var olduğunuz bir alan.
Rahatlık çoğu zaman yanlış anlaşılır. Çünkü günlük hayatta rahatlık = kontrolü bırakmak, gevşemek,
hatta bazen dağılmak gibi algılanır. Oysa yogadaki rahatlık, çöküş değil, taşımadır.
Beden sizi taşır, nefes sizi taşır, farkındalık sizi taşır.
Bir duruşun içinde rahat hissettiğinizde bu, yanlış yaptığınız anlamına gelmez. Tam tersine, çoğu
zaman beden gereksiz direnci bırakmış, sinir sistemi tehdit algısını azaltmış ve zihin mücadeleden
çıkmıştır. İşte o anda asana gerçekten başlar.
Asana sadece bir hareket değildir. Hareket ile eylemde varoluşun birleştiği bir deneyimdir.
Bu deneyimde:
♥ Beden canlıdır ama gergin değildir
♥ Zihin uyanıktır, zorlanmaz ve zorlamaz
♥ Nefes akar, kontrol edilmez
Ve Yoga yaptıkça bu alan sadece matın üzerinde meydana gelmez.
Zamanla bu denge hali hayatın içine taşınır. Daha berrak düşünmeye başlarsınız. Tepki vermek yerine
fark edersiniz. Zorlamak yerine akarsınız. Mücadele etmek yerine deneyimlersiniz. Ve belki en
önemlisi, kendi ihtiyaçlarınızı duymaya başlarsınız.
Yoga bize sadece esneklik ya da güç vermez. Bize kendimizi duyma cesareti verir.
İhtiyacımızı fark ettiğimizde, onu karşılamak için yaratıcılık ortaya çıkar. Zihnin ağırlığı hafifler. Çaba
ile akış, güç ile yumuşaklık, hareket ile farkındalık birleşir.
Belki bir sonraki pratiğinizde kendinize şu niyeti koyabilirsiniz:
“Ne sert ne gevşek… Dengede, canlı ve farkında olayım.”
Ve eğer bir gün bir duruşun içinde rahat hissederseniz, hemen şüphe etmeyin.
Belki de ilk kez gerçekten bedeninizle, ruhunuzla ve zihninizle beraber olduğunuz alanı, buluşma
yerini keşfetmişsinizdir.

